Kehribar

Kehribar, çoğunlukla yurt dışından ithal edilen, yarı değerli maden sınıfında bulunan sarı tonlarında hafif sert bir malzemedir. Türkiye'de takı, kolye, bebek kolyesi tasarımında kullanıldığı gibi çoğunlukla tesbihlerde tercih edilir. Tabi tespihlerde kullanımı sanılanın aksine oldukça düşüktür. Piyasada bulunan kehribar tesbihlerin, %99'u kehribar değildir hatta alakası da yoktur. Toz kehribar, kehribar değildir. Bakalit, katalin, miskevi bağa, Necef baga, hakiki Beyrut, Osmanlı benzetme, Alman oyun zarı, tavla bulu bilmem ne, bilmem ne hiçbiri kehribar değildir. Onlarca ismi vardır ancak hiçbirinin ham maddesi kehribar değildir. Hatta mavi, yeşil, mor, siyah renkli kehribar da olmaz. Kehribar 3 renk etrafında üretilebilir. Sarı, turuncu ve kırmızı tonlarında. Bu tonlar koyulaşabilir de açıklaşabilir de ama 4. bir renkte üretimi yoktur.

Hakiki kehribar tesbihler,  çoğunlukla "Kaya kehribar", "Damla kehribar" olarak anılır ve gram fiyatı minumum 2$'dan başlar. Örnek 10 gr. bir kehribarın sadece ham maddesi, 150 TL'dir. Ustanın el emeğini ekle, toptancının da karını ekle 300-400 TL'den aşağı olamaz. Olursa işkillenmek gerekir. 

Kehribarın fiyatlandırması da dolar üzerinedir. Çünkü dünyadaki kehribar rezervinin %90'ı Ukranya, Rusya, Litvanya vs. kuzey ülkelerinde bulunmaktadır ve ham madde satışı dolar üzerindendir. Genellikle bu rezervleri daha çok Araplar almaktadır. Arapların imal ettikleri tesbihler de Türk piyasasında satılmaktadır.

Kehribar hakkındaki bu kadar malumatın sebebi de ben de bir tesbih kullanıcısıyım. Hatta bir noktada seçkin bir kullanıcı olduğumu ifade etmek isterim. Elimden her tür malzeme geçmiştir. 

Dünya/Öte Dünya

Bazı alimler, bu dünyadan ziyade öte dünyaya bakmak gerektiğini ifade ederler. Ayrıca yaşadığımız evreni bir insan cesedine benzetirler. Oysa İbn-i Rüşd, Allah'ı anlamanın yollarının; doğa bilimlerini, gök cisimlerinin hareketlerini ve evrenin düzenini araştıran disiplinleri tanımak ve onları tetkik etmekten geçtiğine inanır.

Kasas Suresi 77. ayette şöyle der:

"Allah’ın sana verdiğinden âhiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan nasibini unutma! Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara ihsanda bulun. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışma!Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez." *

Dolayısıyla dünya önemlidir. İnsanın öğrendiği ve anladığı yerdir. Allah'a ulaşmaya çalıştığı mekândır. Bu mekânı her yönüyle tanımak ve anlamak gerekir.
-

Nasip

Bazı olaylar vardır ki akıl sır ermez. dil ile izah edilmez... Sizler de sıkça duyarsınız, şehir efsanesi gibi anlatılır. Şöyle bir para lazımdı, hiç ummadığım bir yerden geldi, işimi gördü. Tam şuanda şu olması lazımdı, oldu. 1 dk daha geç gitseydi ölecekti. vs. vs 

Hayatımda buna benzer bir çok duruma şahitlik ettim. Tüm bu durumların tesadüfi gerekçelere dayanmayacak kadar planlı olduklarını gördüm. Her birinin sır taşıdığını gördüm. İşte bu sırlara ve teveccühe sanırım ki "nasip" deniyor.

Bu sene kurban kesmek niyetindeydim ancak yaptığım hiçbir hesapta, kurban kesebilecek bütçeyi oluşturamıyordum. Sonra bir köşeye çekildiğimi hatırlıyorum. Zihnimin bir köşesinden şöyle bir düşünce geçmişti: "Bir şeyler olacak, bir şekilde kurban keseceğim." Sadece sabırla son ana kadar beklemem gerekiyordu. 

Dün akşam bir telefon geldi, açmadım. Aynı numara bu sabah tekrar aradı, açtım. Bu telefon görüşmesinin sonunda kurban kesmek için planladığım rakama 25 TL eksik olmakla birlikte ulaşan bir proje teklifi sunuldu. Sadece güldüm... Hayret etmedim. Çünkü hayret, bilinmezlik karşısında sergilenir. Bizimkisi aşinalık... "Yine, yaptın!" dedim içimden..

Flash Tv senaryosu gibi olsun istemiyorum. Basitçe nasip denen şeyin kesinle var olduğunu ifade ediyorum. Bu yaşadığım olay, çok alakasız ve beklenti dışı gelişen bir olaydı ancak konu bir şekilde bana ulaştı ve çözüldü. Sanırım ki tamamen kalbimdeki burukluğu tadilat etmek için planlanmış sırlı bir dokunuştu. Allah'ın bir dokunuşuydu. O parayla kalbimi tamir etti ve belki de ben de bu ibadetle bir Müslümanın kalbini tamir etmeye vesile kılındım. O iyisini bilir.

Hamd olsun.